dugme

18 Şubat 2012 Cumartesi

2012 Anadolu Öğretmen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Başvuru Kılavuzu


2012 Anadolu Öğretmen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Başvuru Kılavuzu

2012 Anadolu Öğretmen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Başvuru Kılavuzu
Fen liselerinde vede anadolu öğretmen liselerinde çalışmak isteyen öğretmen arkadaşlar bu sınava girmek zorundalar.GErçi bazı bölümlerde sınavsız alımlarda gerçekleşiyor ama siz yinede bu sınava girip işinizi garantiye alın...
2012 Anadolu Öğretmen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı BaşvuruKılavuzu - 10 Mart 2012 MEB
SINAV UYGULAMA TAKVİMİ
SINAV ÜCRETİNİN YATIRILMASI: 13–27 Şubat 2012
SINAV BAŞVURULARININ ALINMASI: 13–27 Şubat 2012
SINAV GİRİŞ BELGESİ: 1 Mart 2012
SINAV TARİHİ: 10 Mart 2012 
SONUÇ İLANI: 26 Mart 2012

Etiketler:2012 Anadolu Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Ne Zaman; 2012 Anadolu Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Ne Zaman - 10 Mart 2012, 2012 Fen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Ne Zaman - 10 Mart 2012; 2012 Anadolu Öğretmen Liseleri Öğretmen Seçme Sınavı Ne Zaman - 10 Mart 2012, 2012 Öğretmen Seçme Sınavı Ne Zaman Yapılacak - 10 Mart 2012, 2012 Öğretmen Seçme Sınavı Başvuru Kılavuzu  - 10 Mart 2012

22 Ocak 2012 Pazar

Zayıflama çayları gerçekten zayıflatır mı?



Zayıflama çayları
gerçekten zayıflatır mı?
Zayıflamak için her türlü yöntemi denediniz, en sonunda bir arkadaşınız zayıflama çayından bahsetti. Hemen bir paket satın alıp dener misiniz? Birçoğunuzun bu soruya evet yanıtını duyar gibiyim. Bu yazımı okuduktan sonra eminim elinizdeki zayıflama çayını çöpe dökeceksiniz, ya da işlevini tamolarak öğrenip zayıflama amacıyla değil gerçek kullanım amacına uygun olarak tüketeceksiniz.

Zayıflama çaylarının ortak noktası sinameki

Hemen hemen her zayıflama çay karışımında sinameki bitkisi bulunur. Barsakları çalıştırmasıyla yüzyıllardır akut kabızlığın tedavisinde geleneksel yöntem olarak kullanılan bu bitkinin uzun dönem kullanımı bağırsak sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bazı hücrelerin zarar görerek besin öğelerinin bazılarının vücut tarafından emilememesi söz konusu olur.En önemli yan etkileri; bazı enfeksiyonlar, ishaller,  karaciğer hastalıkları, kabızlığın kronikleşmesi ve kolite benzer bağırsak hastalıklarının oluşmasıdır.

Zayıflama çaylarının içine sinameki konulmasının en önemli nedeni müshil etkisidir. Unutmayın şişmanlık vücutta kilo fazlalığı değil yağ fazlalığıdır. Vücuttan aşırı şekilde su kaybettiren ve dışkı oluşumunu artırarak gerekli birçok vitamin ve mineralin kullanılmadan atılmasını sağlar. Bu da uzun dönemde ciddi hastalıklara zemin hazırlar.

Zayıflama çaylarının diğer bir ortak noktası idrar söktürmesidir

Günlük olarak bir kişinin ter, solumum, idrar ve dışkı yoluyla 2,5 litre su kaybettiği, buna karşılık metabolizmanın ürettiği su, yiyecek ve içeceklerle alınan suyun da 2,5 litre civarında olduğu bilinmektedir. Alınan ve kaybedilen sıvının her zaman dengede olması sağlığın korunmasında birinci derecede önemlidir.

Fazla idrara çıkmaya sebep olan yani di-üretik etkisi olan bitkiler vücuttan aşırı miktarda sıvı kaybı sağlamaktadır. Kaybedilen sıvı tartıya çıkınca kilo kaybı olarak yansıdığından zayıflama konusunda ticari faaliyet yapanların ilgi odağı olmuş ve diyet pazarına zayıflatıcı ürün olarak girmesi sağlanmıştır.

Bitki çaylarında bulunan flavonoidler gibi antioksidan maddelerin bazı yararları olabilir, ancak unutulmaması gereken konu bitki çaylarının doz aşımı durumunda zehirleyici olabildikleridir.

Bitkisel çaylar bilinçli tüketilmeli

İlaçların birçoğu bitkisel özlerden elde edilmektedir. Yani bitkilerin tedavide kullanılması yeni bir kavram değildir. Ancak bitkilerin tedavi edici özelliği bilimsel olarak kanıtlanmış olmalı ve mutlaka standartlaştırılarak kullanım dozu belirlenmelidir. Piyasa satılan tüm ilaçlar klinik olarak etkinliği kanıtlandıktan sonra Sağlık Bakanlığının izniyle piyasaya sürülmektedir.

Aktar veya benzer yerlerde satılan birçok bitkinin ve çayının nereden toplandığı, nasıl saklandığı, etken maddesinin yoğunluğu bilinmemektedir. Bu nedenle bilinçsizce tüketimi toksik etki yaratarak ölüme bile neden olabilir.
Bitkilerde bulunan etken maddelerin bazı ilaçlarla ters etkileşime girdiğini de akıllardan çıkarmamak gerekir. Örneğin baş ağrısı için ya da tansiyonunuz için kullandığınız ilaçlarla etkileşebilen bu etkenler, kanamaya neden olabilir, kanın pıhtılaşmasını sağlayabilir, zehirleyebilir kısaca sizi hastanelik edebilir.

Çarpıcı bir örnek:
Kekik çayı içerek acile kaldırılan kişileri yakın zamanda medyadan duymuşsunuzdur. Kekiğe benzer en az 10 çeşit bitkinin var olduğunu bu nedenle her kekiğin aynı olmadığını, içindeki etken maddenin her türünde farklı dozlarda bulunduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Tabi örnek olarak kekikten bahsettim, daha birçok bitkinin aynı şekilde zehirli olabilen benzerlerine her zaman rastlamak mümkündür.


Siz siz olun konunun uzmanına danışmadan bilinçsizce bu ürünleri kullanmayın.

Yeni yıl diyeti – 2012‘de sağlıklı ve fit olmak için diyet tüyoları 1

Yeni yıl diyeti – 2012‘de sağlıklı ve fit olmak için diyet tüyoları 1
2012‘de sağlıklı ve fit olmak için diyet tüyoları:

Birçok insan bazı tarihleri yenilenmek ve yeni hedefler koymak için bir fırsat olarak görüyor ve ve ayrı bir anlam yüklüyor. Deneyimlerimden çok iyi biliyorum ki birçok insan kilo vermeyi ya da başka deyişle zayıflamayı önemli bir yeni yıl hedefi yapıyor. Ben de bir diyetisyen olarak kilo vermek ya da zayıflamak hedefi koyanları hedeflerine doğru ve sağlıklı şekilde adım adım yaklaştırmak istiyorum. Beni takip edin ve klasik diyetisyen kuralları, diyet listeleri ve yasaklar olmadan da zayıflanabileceğini gösterin kendinize..

Diyete başlarken dikkat edilecek ilk ve önemli bir nüans:
‘Başlarken bırakacağınızı da garantiliyorsunuz aslında. Bu nedenle bu sefer diyete değil okumaya başlıyorsunuz önerilerimi. Anlaştık mı?’
Diyetisyen Aysen Arıcan

Gebelikte Bulantı Kusma ve Baş Dönmeleri


Gebelikte görülen bulantılara genel olarak “sabah hastalığı” da denilir. Gebeliğin ilk haftalarında görülen ve kusmaya kadar giden, nedeni belli olmayan ve sonuç olarak da beslenme güçlüğüne neden olan durumdur.

SABAH HASTALIĞI

Sabah kalkarken baş dönmesi, kısa süreli mide bulantısı en sık görülen belirtileridir. Çoğu zaman bu belirtilere koku hassasiyeti, mide ekşimesi, şişkinlik hissi, bazı besinlerden tiksinme, iştahsızlık gibi belirtiler de eşlik eder. Şiddetli ve inatçı kusmalar söz konusuysa hamile bayanın kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin doğru zamanda ve doğru şekilde karşılanması gerekir.

Bulantı, kusma ve baş dönmelerinin hepsi bir araya gelince hamileliğin ilk belirtileri olarak da algılanır. Bu durumda hemen doktorunuza giderek muayene olmayı ihmal etmemelisiniz.

Sabah hastalığı; Gebeliğin erken döneminde 4-8. haftalarında sıklıkla görülen bir durumdur. Gebeliğin 16. haftasından sonra genellikle düzelir. Ancak bazı kişilerde gebelik boyunca sürebilir.

İlk gebeliklerde daha fazla görülen sabah hastalığı ikinci ve üçüncü gebeliklerde daha nadir görülmektedir. Mide bulantısı, baş dönmesi, kusmalar, bazı besinlerden tiksinme gibi belirtilen duruma sabah hastalığı adı verilmiştir çünkü bu tip belirtiler genellikle sabahın ilk saatlerinde daha sık görülür.

Gebeliğin erken döneminde sabah hastalığı sonucu bulantı ve kusmaları olan anne adaylarının daha sağlıklı bir gebelik dönemi geçirdikleri ve düşük doğum yapma risklerinin daha az olduğu bilinmektedir. Ayrıca sabah hastalığı görülen gebelerin hormon düzeylerinin gayet iyi olduğu tespit edilmiştir. Buna rağmen tıp bilimi bunun kanıtını henüz ortaya koyamamıştır.
Bu tespitten yola çıkarak şunu belirtebilirim. İnsan vücudu çok sağlam bir savunma sistemine sahip, eğer kişi savunma sistemini bozacak tarzda yaşamıyorsa, vücut dışarıdan gelecek her türlü tehlikeyle başa çıkabilecek sistemler geliştirmiştir.

Çoğul gebelik (ikiz, üçüz)  durumu, hazmedemeyeceği kadar çok yemek, çok yağlı besinlerle beslenmek, ev dışında nasıl pişirildiğini bilmediği yemekleri yemek, yeterli beslenmemek, tek besine dayalı beslenmek, hormon düzeninin değişmesi, istenmeyen gebelik sabah bulantılarının diğer nedenleridir.

Bulantı ve kusmanın şiddeti duygusal nedenlerle artar ya da azalır.


Bulantı ve Kusmaları Önlemek İçin Öneriler

  • Sabah uyandığınızda yatakta doğrulun, sırtınızı arkanıza dayayarak bir süre oturun.
  • Yataktan kalkmadan önce bir kaç tuzlu kraker, kuru ekmek, leblebi gibi nişastalı, mide asidini azaltacak besinler atıştırın.
  • Yataktan çok yavaş kalkın.
  • Gün içinde öğünlerinizde yemek miktarınızı azaltın, öğün sayısını arttırın. 3 öğün yerine ihtiyaçlarınızı 6 öğüne bölerek karşılayın.
  • Yağlı besinler, kızartmalar, yağlı yemekler yemekten kaçının.
  • Kokusunu duymak istemediğiniz, tiksindiğiniz besinleri eve almayın.
  • Midenizde aşırı doluluk yaratmaması için yemek sırasında sıvı alımından kaçının. (cacık yerine yoğurt, meyve hoşafı yerine meyve, çorba yerine ekmek tüketin)
  • Midenize dokunan besinleri tüketmeyin.
  • Alışık olmadığınız hiçbir besini bu dönem denemeyin.
  • Fazla baharatlı besinlerden uzak durun.
  • Midenizin boş kalmaması için 2 saat arayla beslenin.
  • Yavaş yavaş yemek yiyin, acele etmeyin.
  • Bir besini yedikten sonra şikâyetleriniz arttıysa o besini listenizden çıkarın. Ama yemek yememeyi düşünmeyin. Besinleri tadarak size rahatsızlık vereni bulun ve tüketmeyin.
  • Günde iki kereden fazla kusuyorsanız, gün buyu diğer şikâyetleriniz sürüyorsa doktorunuza mutlaka danışın.


Eğer bulantı ve kusmalar gün boyu sürüyorsa, kilo kaybı, yemek yiyememe gibi sonuçlara neden oluyorsa bu durum tedavi edilmesi gereken bir hastalık (Hyperemesis Gravidarum yani gebeliğin şiddetli bulantısı) olarak kabul edilir. Mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmesi gereklidir.
Tedavi edilmeyen hiperemezis durumu anne ve bebek açısından bazı riskleri arttırır. Yeterli ve dengeli beslenememe sonucu vitamin ve mineral yetersizlikleri, anemi, kramplar, bebeğin gelişmesinde gerileme, anne adayının hızla kilo kaybetmesi, hidrasyon (su kayıpları) gibi istenmeyen durumlar gelişebilir. Bu nedenle kendinizi izleyin, anormal bir durum olduğunu seziyorsanız mutlaka doktora gidin. Gerekirse doktorunuz serumla su, vitamin, mineral desteği sağlayacak tedavi verebilir.

Sabah Hastalığı Bebeği nasıl etkiler?

Kilo kaybının olmadığı, anne adayının sıvı ve elektrolitlerini kaybetmediği, daha hafif seyreden bulantı ve kusma şikâyetleri bebeğe zarar vermez.

Ancak çok şiddetli bulantı ve kusma sonucu anne adayının sıvı ve elektrolit kaybı dikkate alınmaz ve tedavi edilmezse bebek düşük doğum ağırlıklı dünyaya gelebilir. Ayrıca düşük riski de yüksektir.

Yararlanılan Kaynak: ‘Gebelik ve Emzirme Döneminde Beslenme’, Yazar: Diyetisyen Aysen Arıcan-Diyetistanbul Yayınları 2008

Hamilelikte Çikolata Aşermek


Çikolata özellikle de bitter çikolata magnezyum ve demirden zengin bir besindir. Hamile bir bayanın canının çok fazla çikolata istemesinin nedeni kansızlık olabilir.
Demir içeren et, hindi gibi daha besleyici besinleri yeteri kadar almıyorsanız, bu yoksunluk çikolata yeme isteği olarak karşınıza çıkabilir. Magnezyum için ise kuru meyveler, tam tahıllar iyi birer kaynaktır.
Yeterli ve dengeli beslenmiyorsanız vücudunuz eksikliğini hissettiği besin öğelerini çeşitli yollardan karşılama yoluna gidebilir.

Çikolata mutluluk hormonu olan endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu nedenle çikolata yiyen kişi kendini kısa süreli de olsa mutlu hisseder.
Mutluluğun kısa süreli olma nedeni kısa sürede artan kan şekeridir. Bir süre sonra aniden kan şekeri düşer ve hamilelikte bireyin kendini kötü hissetmesiyle belirti vermeye başlar. Bu nedenle ölçülü miktarda öğün sonrasında çikolata yemek gerekir. Ana öğün sonrasında veya ara öğünde süt gibi proteinli bir besinle tüketilmesini öneriyorum.  Böylece kan şekerinizin çabuk yükselip düşmesini engelleyebilirsiniz.

Çikolata herkesin çok sevdiği bir yiyecektir. Çocukluktan itibaren tatlı tadına ve çikolataya olan düşkünlük hamilelikte yeniden ortaya çıkabilir. Duygusal durumdaki değişimler sebebiyle çikolatayı psikoloik olarak da aşermek mümkündür.

GESTASYONEL DİYABET (GEBELİK ŞEKERİ)


“Gebelik ve emzirme döneminde beslenme” adlı kitabımı okuyan birçok anne adayının en çok ilgisini çeken bölüm gebelik diyabeti bölümüydü. Her 10 gebeden 3 ila 4 ünde tespit edilen gebelik diyabeti sağlıklı bebek dünyaya getirmenin önünde çok önemli bir engel. Bu nedenle bugün gebelik diyabeti ile ilgili önerilerimi paylaşacağım.

Diyabet kısaca insülin yetersizliğine bağlı olarak kanda şekerin yükselmesidir.
Gestasyonel diyabet- gebelikte görülen şeker hastalığına denir.
·        Pregestasyonel diyabet- anne adayı gebe kalmadan önce de şeker hastasıdır.
·        Gestasyonel diyabet- gebelik sırasında ortaya çıkar.

Gestasyonel diyabet olduğunuzu nasıl anlarsınız?
  • Sık sık terleme ve titreme atakları geçiriyorsanız,
  • Ağzınızda kuruma hissi oluşuyorsa,
  • Litrelerce su içme isteği ve buna bağlı olarak sık idrara çıkıyorsanız,
  • El, ayaklar, dudak kenarlarında karıncalanma hissiniz artıyorsa,

Pregestasyonel diyabetli değilseniz gebeliğinizin 24–28. haftalarında doktorunuz şeker yükleme testi (GTT-Glikoz Tolerans Testi) yaptırmanızı isteyecektir. Bu testleri zamanında yaptırmayı ve doktorunuzla paylaşmayı lütfen ihmal etmeyin.

Gebelik diyabeti olan anne adayları nasıl beslenmeli?

  • Günde 3 ana öğün ve 3 ara öğün olmak üzere 6 öğün tüketin.
Az ve sık beslenme modeli ile günde 6 öğün beslenmek kan şekerinin gün içinde dalgalanmasını önler. Uzun süre aç kalırsanız kan şekeriniz önce düşer, ardından dokular parçalanarak şeker elde edilir, bu esnada atık madde olarak keton cisimleri kanda birikmeye başlar. Bu maddelerin düzeyinin yükselmesi annenin ve bebeğin sağlığını olumsuz etkiler.

  • Temel besin gruplarından yeterince tüketmeye özen gösterin.
Et, süt, sebze, meyve, tahıl ve yağ grubu besinlerden ihtiyacınız kadar tüketmelisiniz. Şekerinizin yüksek çıkması bazı besinlerden mahrum olmanıza neden olmaz. Sadece miktarlar konusunda biraz daha dikkatli olmanızı gerektirir.

  • Çeşitli besinler tüketmeye özen gösterin. Tek tip besinlerle beslenmeyin. Çeşitli besin tüketmenin en iyi yolu besinlerin değişim listelerini öğrenmektir. Böylece hangi besinin yerine ne yiyebileceğinizi bilirsiniz. Bu besinlerden çeşitli alternatifler üretilerek birbirinden farklı besinler elde edebilirsiniz. Değişim listeleriyle ilgili bilgi almak için bana mesaj atabilirsiniz.
  • Hangi Gruptan Ne kadar yemeniz gerektiğini hesaplayın.Gebelik için gerekli tüm besin öğelerini dengeli beslenirseniz karşılayabilirsiniz. Bu konuda hangi besin grubundan ne kadar ihtiyacınız olduğunu diyetisyeninize danışarak öğrenebilirsiniz.

  • Günde en az 2,5–3 lt su için. Ödemlerin olmaması, vücudunuzdaki su ve elektrolit dengesinin sağlanması için su içmeyi alışkanlık edinin.

  • Kan şekeri ölçümlerinizi ve her gün yediklerinizi düzenli olarak kaydedin. Kan şekerinizde yükselme olduğu gün besin günlüğünüzü kontrol ederek nerede hata yaptığınızı böylece anlayabilirsiniz.

  • Tokluk kan şekeri takibi yaparak 6 öğüne karbonhidrat içeren besinleri paylaştırın. Örneğin sabah hiç ekmek veya tahıl grubundan bir besin yemeyip, öğle yemeğinde pilav, ekmek, meyve gibi tüm karbonhidrat içeren besinleri bir arada tüketmemelisiniz. Aksi takdirde sabah kan şekeriniz düşer, öğlen ise yemek sonrası kan şekeriniz çok yükselebilir.

  • Kan şekerinizi hızla yükseltebilecek basit karbonhidratlardan kaçının. Yani düşük glisemik indeksli besinleri tercih edin. Gazlı içecekler, şekerli meşrubatlar, meyveli içecekler, şuruplar, alkollü içkiler, şeker eklenmiş içeceklere beslenmenizde çok fazla yer vermeyin. Şekerli içecekler yerine şekersiz bitki çayları, ayran, su ve sütü tercih edin.

  • Şeker, bal, pekmez ve her türlü şekerli gıda tüketiminizi azaltın. Kan şekeri düzeyinize göre bu tür besinlerden ara sıra yiyebilirsiniz. Fakat hangi öğünde ve hangi miktarda yemeniz gerektiğini mutlaka diyetisyeninize danışarak öğrenin. Beyaz şeker yerine tüketebileceğiniz, gebelikte kullanımı güvenli olan tatlandırıcıları kullanabilirsiniz.

UNUTMAYIN!
Diyabetli bir gebe de olsanız bebek bekliyorsunuz. Vücudunuzun sesini dinleyerek, doğru bilgilerin ışığında sağlıklı beslenmelisiniz

Hamilelik döneminde sık karşılaşılan Anemi ve beslenme


Hamilelik döneminde sık karşılaşılan Anemi ve beslenme

‘Halk arasında kansızlık olarak bilinen anemi, gebelik sürecinde en sık karşılaşılan sağlık sorunudur.  Gebelikte tedavi edilmeyen anemi annenin ve karnında taşıdığı bebeğin yaşamını tehdit eder.’

Demir, kanda oksijenin taşınması işlevini gören hemoglobinin yapısında bulunur. Demir eksikliğine bağlı olarak kanda hemoglobin değerleri azalır. Buna bağlı olarak dokulara yeteri kadar oksijen taşınamaz. Bilindiği gibi oksijen tüm canlıların yaşamı için elzemdir. Dokular yeteri kadar oksijeni sağlayamazsa fonksiyonlarını yerine getiremez. Bir anlamda daha yavaş çalışır.
Hamile bir kadının normal fizyolojik durumuna fetal büyüme de eklenmiştir. Halk arasında “iki kişi olmak, karnında insan taşımak” deyimleri kullanılır. Bu durum annenin bazı besin öğelerine duyduğu ihtiyacın artmasına neden olur.
Bebeğin tüm ihtiyacı olan enerji ve besin öğeleri kordon kanı sayesinde anneden karşılanmaktadır. Bu nedenle annenin anemik olması bebeğin gelişimi için gerekli olan besin öğelerinin yeterince karşılanamamasına neden olur. Sonuçta gelişmesi gerilemiş, düşük tartılı bebek dünyaya gelme olasılığı yükselir.


Hamilelik Döneminde Görülen Anemi nedenleri

Yetersiz ve dengesiz beslenme
Demirden zengin besinlerden fakir beslenme
Vejetaryen beslenme tarzı
Gebelik nedeniyle artan kan hacminin artması
Gebelik nedeniyle artan demir ihtiyacının karşılanamaması
Tahıla dayalı beslenme
Aşırı kafein tüketimi (çay, kahve, kafein)
Kötü çevre ve yaşam koşulları
Enfeksiyonlar
C vitamininden yoksun beslenme
Bağırsaklardaki emilim bozuklukları

Anemi gebelikte erken fark edilmeyebilir, sonuçta sinsice ilerler ve anne ile bebeğin sağlığını olumsuz etkiler.

Anemi sorunu yaşayan gebelerin düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme ve düşük yapma riskleri yüksektir.

Anemik anne adayında gibi belirtiler görülür?

Toprak yeme, çiğ pirinç yeme
Ağız kenarında çatlak ve yaralar
İsteksizlik
Devamlı uyku hali
Baş dönmesi
Yorgunluk
Halsizlik
Soluk cilt
Çarpıntı


Anemi nasıl tedavi edilir?
Aneminin tedavisi demir takviyeleri ile yapılır.
Demir takviyesi gebelerde genellikle oral yoldan (ağızdan) yapılmaktadır.Yani demir içeren tablet ya da sıvı preperatlar kullanılır. Çok ağır kansızlık durumunda, midede sorunlar varsa demir takviyesi intramusküler (kas içine iğnelerle) veya çok ağır durumlarda venöz damar
yoluyla yapılabilmektedir.
Beslenme açısından ise demirden zengin besinlerin diyette daha fazla yer alması sağlanmalıdır.Demirden zengin besinler başta karaciğer ve kırmızı etler olmak üzere tavuk ve hindi eti, bazı balık türleri ve yumurtadır.
Gebelik süresince demir ihtiyacı günlük 20-25 miligramdır. Kansızlığın derecesine göre ihtiyaç daha fazla da olabilir. Ayrıca çay, kola ve kahve gibi kafeinli içecekler, aşırı kepekli gıdalar ve demirin emilimini bozan diğer besinlerden uzak durulmalı, demir ilaçlarının kullanıldığı saatlerde süt ve yoğurt tüketilmemelidir.